
27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile birlikte Türkiye’de demokrasi sekteye uğramış ve sonrasında oluşturulan Milli Birlik Komitesi, seçimlerin yapılması ile tekrar demokratik hayata geçilen 15 Ekim 1961 tarihine dek bir cunta olarak iktidarda kalmıştır. Milli Birlik Komitesi’nin başında, daha sonra devlet başkanı da seçilecek olan Cemal Gürsel , nam-î diğer Cemal Aga bulunmaktadır.
Otomotiv Endüstri Kongresi sonrası verilen davette iş adamları, gazeteciler ve bürokratlar ülkenin kalkınmasına ilişkin konularda tartışırlarken ülkenin içinde bulunduğu şartlar ve teknolojik yetersizlik gibi konularda ifade edilen görüşler, Cemal Aga’yı kızdırır ve bunun üzerine Cemal Gürsel, bu ülkenin otomobil bile imal edebileceğini dile getirir. Sonrasında ise olaylar gelişir, her türlü karşı çıkma ve engellemelere karşın Cemal Gürsel otoritesini de kullanarak, ilk yerli otomobilin yapılması emrini verir ve yaklaşmakta olan Cumhuriyet Bayramı’na kadar adı Devrim olacak olan bu otomobilin yetişmesini ister.
Verilen emir doğrultusunda Devlet Demir Yolları’nda görevli 23 mühendis bu iş için görevlendirilir. İlk yerli otomobil Devrim’i yapabilmek için mühendislerimizin sadece 130 günü ve çok kısıtlı bir bütçesi mevcuttur. Eskişehir’de kendilerine tahsis edilen eski bir atölyede tüm zorluklar ve engelleyici girişimlere karşın büyük bir dayanışma ve özveri ile çalışan mühendislerimiz kendileri için büyük önem taşıyan ve bir nevi onur meselesi haline gelen Devrim’ in yapımını gerçekleştirirler.
Filmin tümünü göz önüne alacak olursak, bir türlü bir bütünlük içinde olamayışımıza, ülke adına önemli ve ufuk açıcı işler için çabalanırken, gerek basın gerekse bürokratlar ve diğer güç odaklarının bu gelişmelere destek olmak yerine aksine sadece çıkarlarına uygun düşmediği için köstek olduklarına tanık olmaktayız. Ayrıca, bir esnaf karakteri üzerinden halkın da yerli otomobil yapımı hakkındaki görüşü anlatılmak istenmiş ve halkın belli bir kesiminde hakim olan "Yabancılar kalitelisini yapar, Türk malı ise kötüdür" anlayışı kaydedilmiştir.
Diğer yandan filmde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, özellikle Cemal Aga’nın 29 Ekim resmi geçidini Devrim ile gerçekleştirirken otomobilin yolda kalması ve sonrasında gazete ve radyolardan söylenen "Devrim yolda kaldı!" ifadesi Türkiye’de bazı şeylerin içeriğinden ve devamlılığından çok onun tanıtılmasının ve reklamının daha önemli görülmesini ve tüm çabaların sonucunun sırf bir ego okşamaya temellendirilmesi anlayışını ortaya koymaktadır.
İlk yerli otomobilin adının "Devrim" olması da düşündürücüdür. Bu isim bir yandan 1960 askeri darbesinin siyasal boyutu göz önünde tutulduğunda darbenin bir devrim olarak yansıtılmak istenmesinin neticesi olabilir. Farklı bir açıdan bakarsak ise, bir Türk otomobilinin yapılması, bir teknoloji atılımının sembolü olacak ve dışa bağımlı sanayi ve ekonominin kırılmasında bir kilometre taşı olacaktır.
Cemal Aga’nın "Garp kafasıyla araba yaptık; şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk" sözleri de ülkemizin günümüzde hala sorun teşkil eden doğu aidiyeti mi yoksa batı aidiyeti mi gibi tartışmaları akla getiriyor.
Devrim otomobilinin yapımı aşamasında, atölyedeki çalışmaları yerinde izlemeye gelen yabancı mühendislerin Devrim hakkındaki sözleri de oldukça dikkate değer: "Yapabileceklerine inanmaları, yapmalarından çok daha önemlidir."
Devrim Arabaları filmi, Türkiye’nin 60’lar gibi zorlu bir dönemeçte bir avuç Türk mühendisin tüm yetersizliklere ve karşı koymalara rağmen yerli malı bir otomobil yapabileceklerine inanmaları ve bunu sonuç ne olursa olsun başarmalarını anlatan etkileyici bir filmdir. Her zaman "Bu memleketin olmayacak hayallere verecek parası artık yok!" diyenlerin yanında "Eğer biz yapabileceğimizi gösterirsek neler olabilir, neler değişebilir?" diyenlerin de olduğu ve olacağı asla unutulmamalıdır. Maalesef yine de filmdeki Latif karakterinin sarf ettiği sözlerde olduğu gibi "Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz!". Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen yine de umudumuzu kaybetmemeliyiz, evet bu ülkede bazı köhnemiş anlayışları değiştirmek zor ve ülkemiz adına güzel şeyler yapabilmek güç. Fakat unutulmamalı ki zor ile imkansız arasında bir fark vardır. Biz, "YA YAPARSAK!"
16.05.2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder