4 Ocak 2010 Pazartesi

vavien!




günaydın gerçekten de toplum içi ilişkilere, en önemlisi aile kurumu üzerine bayağı kafa yormuş onu anlayabiliyoruz. mevcut iktidarın yansımalarını filmin detaylarında fark edebiliyoruz. toplum içinde ayıp olarak karşıladığımız her şeyi, tek başımıza kaldığımızda nasıl da korkusuzca ve çekinmeden yapıyoruz hem de nasıl da kendimizi aldatarak, bunu görebiliyoruz.

toplumda birey olarak öyle soyutuz ki hemen arkamızda birinin var olması olasılığı bize büyük korkulara neden olabiliyor, celal'in film boyunca yaşadığı ürkmeler filmi izlerken anlamlı hale geliyor.

kadın'ın hayatımızda oynadığı rol de filmde esaslı şekilde ele alınmış, sevilay ne yapıyor yemek yapıyor, partide kadın kollarına gidiyor, kocasıyla olan derdini kocasına açamıyor tabi ki, imdada kadın kollarındaki arkadaşı yetişiyor ve bir de vekil hanım! iktidar, aile içi ilişkilere de çözüm bulmaya çalışıyor değil mi, tabi düşündüğü sadece kendi menfaati bi yerde. film içindeki dolmalar ve pideler (kıymalı)..

iktidar yapısı ve onun örgütlenişi olayına gelirsek, "para var huzur var" diyebiliriz.
para olduğu sürece suni mutluluk pompası aileleri ayakta tutabiliyor. tabi bu sürede yine kaçış istekleri ya da aileden gizlenen kaçamak ilişkiler sürebilir. samsun'a gitmek fikri, celal'in hep aklında, o ulaşamadığı kadının hep hayaliyle yaşıyor!

toplumsal ilişkilerde herkes bir şeyleri birilerini aldatıyor ve yazık ki biz de bu aldatışın içindeyiz. kimse filmde gördüklerim çok kurgu, yok öyle şeyler demesin. akşam evine döndüğünde filmin kısa metrajıyla karşılaşabilir.


2 Ocak 2010 Cumartesi

yeni yılımız 2010


yeni yılın ilk günü geçti, blogumdaki ilk yazımı 2 ocak günü yazmış oluyorum demektir bu.
yeni yıla yine eğlencelerle! girdik. ben pes atarak girdim yılım öyle devam etsin diye. komik dimi insanlar vur patlasın çal oynasın giriyorlar yeni yıla, mutlu bir yıl geçirebilmek için, tabi eğlendikleri mekanın kapısındaki mendilci çocuğu her seferinde pas geçerek..

insanlar kendini yine alkole verdi, bilemiyorum yazısız bi kural oldu bu yılbaşı gecesi (yılbaşı aslında 1 ocak'tır ya onu da anlamış değilim) evet yılbaşı gecesi insanlar kendilerini dağıtmalı, sınırsız alkol tüketmeli, ağzına yıl içinde alkol süren bir adam değil misin, olsun ne fark eder ki sana birileri bugünün yılbaşı olduğunu söylemiş, içeceksin elbet.

31 aralık geceleri küçüklükten beri bana bi garip gelmiştir. tv'lerde özel seçme programlar yayınlanır, tabi bu programları şovları o gece sadece orta sınıf ve yoksullar izleyebilir. zenginler dışarıda eğlencenin dibine vurmaktadır o sularda. evet garip gelmiştir çünkü ben hiç bir yıl değişikliğinde kendi yaşantımda bir farklılık görmedim hissetmedim de, yılbaşı kutlama pompalamalarının amacı ekonominin bi nebze canlanması içindir galiba.

günler öncesinden programlar yapılır yılın yorgunluğunu atmak için. yeni yılın büyük bir umutla güzel şeyler getirmesini beklemedir aslında tüm bu sevinç gösterilerinin amacı. yani en azından insancıklar öyle zannediyor, öyle bellemişler.

ben yeni yıla girdim, yaklaşık 20 yıldır da giriyorum. ülkem yine esir, insancıklarım yine kendinden habersiz, yaşadıkları coğrafyaya duyarsız. ben yeni yıla girdim dünyamda yine savaşlar var, derisi kara insanların memleketlerinde kabile savaşları var hala, açlık var. bu kara kıtanın sırtından geçinen beyaz kurtların dişlerinde hala kan damlaları..

benim ülkemde yine etnik sorgulama var, ben türküm ama ben kürtüm, e o zaman ben de çerkezim, ben lazım ama türkiye benim en değerli varlığım...

100- 150 sene öncesine kadar benim bir arkadaşım vardı adı aleko adı teodorakis adı hrant adı agop adı... nerde onlar sahi sesi sesime yabancı şimdi. adını çağırıyorum aleko diye, duymuyor beni. cemal diyor agop, duymuyor cemal onu. o şu anda ciwan'la münakaşa ediyor, bişeyler anlatmaya çalışıyor alper dilan'a ama onları dinlemiyor hiç mete ile xece..

cemal, aleko'nun agop'un sesini kaybetti kulaklarında, umuyorum ki yeni yılda hatırlar alper şiwan'ı, havin anlar hilâl'i.

yeni yılda daha çok düşünmek daha çok anlamak daha çok sorgulamak daha çok yaşamak için yaşayalım!