12 Eylül 2010 Pazar

tevfik fikret'ten süleyman nazif'e mektup var!

"Yeis.. yeis.. yeis!.. yeisliyim kardeşim; dehşetli bir kızgınlık bunalımı içindeyim, sönüyorum. Bu biraz daha sürerse, eyvah!.. Sebebini söyleyim mi? Fakat bu o kadar tuhaf ki, gülersiniz diye korkuyorum; kimi zaman kendim bile kendi halime gülüyorum. Koca bir âlem içinde yalnızım Nazif! En yakın arkadaşlarımın arasında, sokağa çıplak çıkmış bir adam duygusuyle titriyorum; herkesin vicdanı kapalı, örtülü; yalnız ben çıplak! Herkes hiç olmazsa üniformalarla - ne diyeyim - mayasını örtüyor; herkes zamanın alçaklık süslerine bürünebiliyor; herkes namuslu geçinerek alçak yaşamanın kolayını buluyor; herkes bu rezalet havasında nefes alabilmek için bir kolaylığa, bir çareye, bir büyüye sahip..

İşte kalem namusu, basın namusu, edebiyat namusu.. O da öldü, o da çiğnendi. Gazetesinde bir jurnal sureti basamayanlar artık gazeteci sayılamıyor. Sonra içimizde o edepsizleri kötülüklerinin üstün gelmesinden dolayı kutlamağa koşacak, "Bir gaza ettin ki hoşnûd eyledin Peygamber'i" alkışlarıyle onların bu danışıklı dövüşlerini, namussuzluğun bu vicdanı kıran yenmesini alkışlayacak namuslular da var.

Elveda ey aşk-ı nâmûs, elfirâk ey sıyt-i âr!

(Ey namus aşkı, ey utanmanın iyi ünü, allahaısmarladık!)

Bilir misiniz, bu zamanda namus, kılıfını kemirir bir cevherden başka bir şey değil. Size koşuyorum; elbette siz beni anlar, benimle ağlarsınız. Bayramın ilk günlerinden beri damarlarımın içinde bir kızgınlık zehiri dolaşıyor, kanımı kemiriyor; burada artık herkesin benden ürktüğünü, kaçmak istediğini görüyorum. Herkes edepsizliğe hak veriyor; bana diyorlar ki: "Zaman haklıdır, akıllıdır; sen budalasın!" Allah aşkına siz öyle yapmayın, siz bari deyiniz ki: "Sen budalasın; fakat zaman haklı, akıllı değildir!"

Yeisimin derecesini düşünemezsin, kardeşim; kendimi taşlara çarpacağım geliyor. Fakat hani benim yurtsever kanımla kirlenecek bir temiz taş?"

2 Şubat 1314/1899 Tevfik Fikret


Sadeleştiren: Cevdet Kudret