
yeni yılın ilk günü geçti, blogumdaki ilk yazımı 2 ocak günü yazmış oluyorum demektir bu.
yeni yıla yine eğlencelerle! girdik. ben pes atarak girdim yılım öyle devam etsin diye. komik dimi insanlar vur patlasın çal oynasın giriyorlar yeni yıla, mutlu bir yıl geçirebilmek için, tabi eğlendikleri mekanın kapısındaki mendilci çocuğu her seferinde pas geçerek..
insanlar kendini yine alkole verdi, bilemiyorum yazısız bi kural oldu bu yılbaşı gecesi (yılbaşı aslında 1 ocak'tır ya onu da anlamış değilim) evet yılbaşı gecesi insanlar kendilerini dağıtmalı, sınırsız alkol tüketmeli, ağzına yıl içinde alkol süren bir adam değil misin, olsun ne fark eder ki sana birileri bugünün yılbaşı olduğunu söylemiş, içeceksin elbet.
31 aralık geceleri küçüklükten beri bana bi garip gelmiştir. tv'lerde özel seçme programlar yayınlanır, tabi bu programları şovları o gece sadece orta sınıf ve yoksullar izleyebilir. zenginler dışarıda eğlencenin dibine vurmaktadır o sularda. evet garip gelmiştir çünkü ben hiç bir yıl değişikliğinde kendi yaşantımda bir farklılık görmedim hissetmedim de, yılbaşı kutlama pompalamalarının amacı ekonominin bi nebze canlanması içindir galiba.
günler öncesinden programlar yapılır yılın yorgunluğunu atmak için. yeni yılın büyük bir umutla güzel şeyler getirmesini beklemedir aslında tüm bu sevinç gösterilerinin amacı. yani en azından insancıklar öyle zannediyor, öyle bellemişler.
ben yeni yıla girdim, yaklaşık 20 yıldır da giriyorum. ülkem yine esir, insancıklarım yine kendinden habersiz, yaşadıkları coğrafyaya duyarsız. ben yeni yıla girdim dünyamda yine savaşlar var, derisi kara insanların memleketlerinde kabile savaşları var hala, açlık var. bu kara kıtanın sırtından geçinen beyaz kurtların dişlerinde hala kan damlaları..
benim ülkemde yine etnik sorgulama var, ben türküm ama ben kürtüm, e o zaman ben de çerkezim, ben lazım ama türkiye benim en değerli varlığım...
100- 150 sene öncesine kadar benim bir arkadaşım vardı adı aleko adı teodorakis adı hrant adı agop adı... nerde onlar sahi sesi sesime yabancı şimdi. adını çağırıyorum aleko diye, duymuyor beni. cemal diyor agop, duymuyor cemal onu. o şu anda ciwan'la münakaşa ediyor, bişeyler anlatmaya çalışıyor alper dilan'a ama onları dinlemiyor hiç mete ile xece..
cemal, aleko'nun agop'un sesini kaybetti kulaklarında, umuyorum ki yeni yılda hatırlar alper şiwan'ı, havin anlar hilâl'i.
yeni yılda daha çok düşünmek daha çok anlamak daha çok sorgulamak daha çok yaşamak için yaşayalım!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder